SKOR YAZARLARI | Mert olun, adam olun!

“BENİM TERCİHİM SAĞLAM OLURDU…”

“Benim tercihim Sağlam olurdu”
 
Eski milli futbolcu Hakan Şükür, Milli Takım için kendi terchinin Ertuğrul Sağlam olduğunu dile getirdi.
Ankara’da bi açılışa katılan eski milli futbolcu Hakan Şükür, A Milli Futbol Takımı’nın teknik direktörlük konusuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Benim tercihim Ertuğrul Sağlam olurdu” dedi.

Geliş şekli olarak Abdullah Avcı’nın istikrarlı olduğunu belirten Hakan Şükür, istikrar olarak kendisini aynı çizgide tutan ve zaman zaman bu çizginin üstüne çıkan önemli bir futbol başarısı olduğunu ifade ederek, açıklamalarına şöyle devam etti:

“Avcı’nın altyapıdaki başarıları ve yetiştirdiği oyuncular da var. Bu iyi bir model olduğunu gösteriyor ama, benim şahsi fikrimi sorarsanız Ertuğrul Sağlam mı Abdullah Avcı mı sorusuna vereceğim cevap ve ikisi arasında tercih yapma şansım olsaydı, Ertuğrul Sağlam derdim.

“Nedenini ise şu şekilde açıklayayım” diyen milli futbolcu Hakan Şükür, “Öncelikle yanlış bir anlaşılma olmasın. İkisi de çok başarılı ve eşit mesafede olan insanlar. Bursa küçük bir Türkiye, seyircisiyle, potansiyeliyle, sanayisiyle. Orada bir futbol takımını yönetmek, başarıya götürmek ve şampiyon olmak önemli. Ertuğrul Sağlam antrenmanlı olarak milli takıma gidecekti. Abdullah Hocam bundan alınmasın. O da çok başarılı ve yaptığı işlerde çok istikrarlı. Başarılı olacağına inanıyorum. Benim düşüncem bu ve kendisini çok da seven biriyim. Kendisi Seyircisiz ortamda ve medyadan uzak ama başarıları ile ön plana çıkan biriydi. Bizlere düşen ona yardımcı olmak ve zaman tanımak. Biz eleştiren ve yargılayan bir topluluğuz. Bayrağımızı temsil eden bir yerde olduğu için herşeyimizle ona destek olmalıyız” şeklinde konuştu.

MECNUN ODYAKMAZ’DAN ŞİKE İTİRAFI!

Mecnun Odyakmaz’dan şike itirafı!
 
Metris Cezaevin’de tutuklu bulunan Sivasspor başkanı Mecnun Odyakmaz, çarpıcı açıklamalarda bulundu.

3 Temmuz’da başlayan şike soruşturması kapsamında tutuklanan Sivasspor Kulübü Başkanı Mecnun Otyakmaz, cezavinde müthiş iddialarda bulundu. Serhat Ulueren, Kanaltürk’te dün gece yayınlanan Telegol programında, Metris’te görüştüğü Otyakmaz’la yaptığı söyleşiyi aktardı.

S.U: Mecnun Başkan nasılsın? 3 Temmuz’dan bugüne neler yaşadın?
M.O: Gençliğimin önemli bir zamanı cezaevinde geçti. Gençlik yıllarımda maalesef pis işlere bulaştım. Evet, hepsi hataydı. Gençken içimdeki şiddet fazlaydı ve bunların bedelini 95 yılına kadar ödedim. Sonra tövbe ettim.

Maçtan önce oyuncuları uyardım

S.U: Peki ne yaptın ki bugün buradasın. Şikeye nasıl karıştın?
M.O: Ben ve arkadaşlarım asla şike yapmadık. Aziz Yıldırım’la çok görüşen, hatta iyi anlaşan bir kişi değilim. Aramız hep gergin olmuştur. Yıldırım, şampiyonun belli olacağı son maç öncesi birçok kişi gibi bana haber gönderdi. Ama onlarla bu tür diyaloglara girmedim. Onlar benden Sivasspor olarak maçı vermemizi istediler ama ne telefonda ne de yüz yüze onlara söz vermedim. Maçtan önce teknik kadroya ve oyunculara, “Maçı satan şerefsizdir. Onurunuzla oynayın” dedim. Bu konuşmam gazetelerde, “Arkadaşlar sert oynamayın” şeklinde çıktı. Bu, bana ait değildir.

Aziz Yıldırım o parayı vermedi ki…

Mehmet Yıldız maçtan 2 gün önce geldi, “F.Bahçe maçı için Trabzonspor takıma 1 milyon teşvik primi vermek istiyor. Ne dersiniz?” dedi. Ona şu karşılığı verdim: “Söyle onlara biz ne Fener’e maç satarız, ne de Trabzon’dan teşvik primi alırız. Sakın bir daha kimseyle görüşme.” Biz Fener’e maç satmadık. Ben Aziz Yıldırım’la telefonda konuşuyorum. Üstelik maçla alakası yok. Telefonu kapatıyoruz, Aziz Başkan birkaç dakika sonra muhasebecisi Tamer’i arıyor ve “Bana acil para gönder” diyor. Ben bu konuşmalardan sonra cezaevine gönderiliyorum. Ortada para da yok çanta da.

2006 yılından bu yana temizim

S.U: Futbolda bugüne kadar hiç pis işlerin içinde oldun mu?
M.O: İlk geldiğim yıllarda baktım herkes maç alıyor, satıyor. Yani tam bir rezalet durum var. Birkaç yıl ben de doğru olmayan işler yaptım ama inanın 2006 yılından beri ne futbolda, ne özel yaşantımda hiçbir kanunsuz, hileli işin içinde olmadım.

S.U: Kaleciniz Korcan’ın yediği gol için ne diyorsunuz?
M.O: Çocuğu da yaktılar. Neymiş, elinden topu kaçırmış. Sanki Volkan hatalı gol yemedi mi? O zaman Volkan’ı da biz satın aldık.

Taşçıoğlu’nu araştırsınlar

S.U: Maçtan önce elinizle 4 işareti yaptınız. Maç da 4-3 bitti.
M.O: Yanımda Sivas Valisi vardı. Aziz Yıldırım biraz uzaktı bana. Maçın başlamasına dakikalar kalmıştı. İstanbul medyasından yakından tanıdığım 2 kişi ‘size k…cağız’ tarzında el işareti yapınca, ben de onlara 4 yaptım. Yani ‘4 atacağız size’ demek istedim. Biz 4 atacaktık ama yardımcı hakem izin vermedi. Aleks Taşçıoğlu olması lazım. Mutlak golümüzü yedi. Ama o hakeme kimse bir şey söylemedi. Soruşturulmadı bile olay.

Maraton, Hürriyet, 22 Kasım 2011

“BAYRAĞINI SEVEN TRABZON’U DESTEKLER”

“Bayrağını seven Trabzon’u destekler”

Trabzonspor Yönetim Kurulu Üyesi Tuncay Bekiroğlu, öyle açıklamalar yaptı ki yer yerinden oynayacak…
Trabzonspor Yönetim Kurulu Üyesi Tuncay Bekiroğlu, Inter karşısında alınacak bir beraberliğin bile, gruptan çıkmak adına son maça büyük bir umutla çıkmalarını sağlayacağını söyledi.

KONTROLLÜ, DENGELİ BİR OYUN OLACAK

Radyospor’dan Özgür Sancar’ın sorularını yanıtlayan Bekiroğlu, “Elbette ki kazanmak istiyoruz. Takımın stratejisini hocamızı belirler; ancak benim söyleyebileceğim, oyunun bizim için kontrollü olacağıdır. Inter, hataları affetmeyen bir takım. Bu nedenle dengeli oynamalıyız. Burdan çıkacak bir beraberlik ve Lille karşısında da alınacak bir puan gruptan çıkmamızı sağlar. Bu bilinçete oynayacağız” dedi.

TÜRK BAYRAĞINA SAYGI DUYAN HERKES TRABZONSPOR’U DESTEKLER, FATİH TERİM’İN SÖZLERİ ÇOK ÖNEMLİ

Taraftarın maça büyük bir ilgi gösterdiğini belirten Bekiroğlu, “Stadımız yine tamamıyla dolacak ve rengarenk olacak. Sadece Trabzonsporluların değil, tüm Türkiye’nin Trabzonspor’u destekleyeceğine inanıyorum. Türk bayrağına saygı duyan herkes Trabzonspor’u destekler. Ben daha önce yaptığım çağrıyı yineliyorum. Bütün kulüplerimizin yönetici ve başkanlarını Trabzon’a, Şampiyonlar Ligi maçını izlemeye davet ediyorum. Fatih Terim’in, derbiden sonra ‘Bu hafta Trabzonsporluyuz, Beşiktaşlıyız. Avrupa’da hangi takımımız oynuyorsa biz onu tutarız’ dedi. Son derece saygıdeğer bir söylem; herkesin aynı düşüncede olması gerekir” diye konuştu.

AYKUT KOCAMAN, GİRAY VE BURAK’I KASETMİŞSE…

Tuncay Bekiroğlu, “Aykut Kocaman’ın “Milli Takım’da Hırvatistan maçına sakatım diye çıkmayan oyuncular var” sözünün Burak ve Giray’ı işaret ettiği yorumuyla ilgili olarak ise “Ben yurtdışındaydım. Açıklamayı dinleyemedim. Ancak Aykut Kocaman bunları söylemiş ve sözlerinin hedefinden futbolcularımız varsa, ‘Ben bir söze bakarım, bir de söyleyene bakarım’ sözünü hatırlatmak isterim. Eğer gerçekten Burak ve Giray’ı kastemişse, Kocaman bu söze doğru gidiyor” dedi.

ŞİKE OPERASYONU NATO İHALESİ İÇİN YAPILDI.

“Şike operesyonu nato ihalesi için yapıldı”
 
Fenerbahçe eski yöneticisi Atilla Kıyat, şike iddiaları için “Fener mi, Sivas mı, Mersin mi yapmış? bilmiyorum dedi.
Fenerbahçe eski yöneticisi Atilla Kıyat, şike iddiaları için “Fener mi, Sivas mı, Mersin mi yapmış? Kanaatim yok” diyor.

2000-2003 döneminde Fenerbahçe’de yöneticilik yapması hasebiyle emekli Koramiral Atilla Kıyat ile “Paslaşmalar: Episode II-Fenerbahçe”yi yapmak elzemdi.

Anılan dönemde kulübün basın sözcülüğünü yapan Kıyat, hiyerarşik düzenin en sert uygulandığı bir yapıdan geldiği halde Aziz Yıldırım’ın ‘tek adam’lığına çok fazla tahammül edemedi. Öyle ki “Fenerbahçe yönetimi askeri yönetime mi benziyordu” dememe bile müsaade etmiyor: “Demeyelim çünkü askeri yönetimler daha demokratiktir, daha fazla fikir söylersiniz.” diyor.

Radikal gazetesinden Kenan Başaran’a konuşan Atilla Kıyat çok çarpıcı açıklamalarda bulundu.

“ŞİKE OPERASYONU AZİZ YILDIRIM’A MI YAPILDI FENERBAHÇE’YE Mİ?”

Bu ‘teksesli’ yönetime ‘paşa paşa’ uyacağına çıkıntılık yapan Kıyat, Christoph Daum’un takımın başına getirilmesiyle ‘demir alma vaktidir’ diyerek istifa ediyor: “Daha önce ‘Uyuşturucu kullanan bir kişinin bir spor camiasının başında bulunmasını etik bulmuyorum’ demişim. Yıldırım da ‘Uyuşturucu kullanan biriyle Fenerbahçe’yi nasıl bağdaştırıyorsunuz’ demişti.” Malum, Daum ile Fenerbahçe bağdaştırıldı.

Dün sistemin orduya nasıl dokunduğunu konuştuk Kıyat ile. Bugün de ‘Fenerbahçe ayağına paslar atacağız. ‘Üç pas’ yaparak başlayalım: “Şike operasyonu Fenerbahçe Cumhuriyeti’ne mi, Aziz Yıldırım’a mı yoksa Fenerbahçe şike yaptığı için mi gerçekleştirildi?”

“YILDIRIM’IN NATO İHALESİNDEN ÇEKİLMESİ İÇİN OPERASYON YAPILDI”

Kıyat, “İnşallah üçüncü şık” diyerek topa geriyor: “Evet, çok acı olmakla birlikte, inşallah üçüncü ihtimaldir; yani Fenerbahçe şikeye tenezzül etmiştir ve bu operasyon da bundan ötürü yapılmıştır. Fenerbahçe Cumhuriyeti’ne karşı yapılmıştır iddiasını kabul etmiyorum. Neden? Şike yapıldıysa Fenerbahçe kitlesinin büyük kısmı takımın düşürülmesinden ve Yıldırım’ın hapiste kalmasından mutlu olur. Aksi halde 20 milyon da şikeci olur. Fenerbahçeliler etik değerlere bağlıdır.”

“Biz bize yeteriz”e Kıyat, ‘faul’ çalıyor: “Yanlış. Yıldırım da bu yanlışı yaptı. Neredeyse Hitler gibi ‘Biz üstün ırkız’ dedi. Kendisine şunu söyledim: ‘Bırak 5 sene şampiyon olmayalım ama eski Fenerbahçe’yi bize ver. Bir yere gittiğimizde yine çiçeklerle karşılanalım. Bunu yapamadık.”

“BAŞKAN ŞİKE YAPTIYSA BİTERİZ”

Geçelim Fenerbahçe camiasının diğer iddiasına: “Yıldırım’ın NATO ihalelerinden çekilmesi için yapıldı bu operasyon?” Kıyat, bir ‘düzeltme pasıyla başlıyor: “Aziz Bey NATO müteahhidi değildi. Rahmetli dayısı Faruk Yalçın ve Cengiz Yalçın yapıyordu. NATO müteahhitliği iyi kazandırır. Burada bir işin birim fiyatı 10 ise NATO 400 verir. Ancak bu iş Sovyetler’in çökmesiyle bitme noktasına geldi. Peki Aziz Bey savunma işinde miydi? Kesin bilmiyorum. Ama Aziz Bey’i böyle bir işten çektirmek için Fenerbahçe’yi yok etmek gibi bir şeyin içine girmezler. Girdilerse de yanlış hesap yaptılar. Çünkü Fenerbahçe camiası başkanının şike yaptığını hakikaten öğrenirse o başkan zaten biter camia için. İhaleyi Aziz Bey’e değil de hükümete yakın birine vermek için bu operasyon yapıldı? İnşallah Türkiye bu hale gelmemiştir.”

Bir şayia için bir ‘geri pas’: “2001’de Mustafa Denizli mi Aziz Yıldırım mı şampiyon yaptı?” Top tanıkta: “Denizli’nin gönderilmesine karşıydım. Bir gün ‘Denizli başarısız değil’ dediğimde bir yönetici arkadaş ‘Yahu Paşam siz de çok safmışsınız. Bizi Denizli mi şampiyon yaptı?’ dedi. Ben de ‘Kim yaptı’ deyince genel sekreterin araya girip ‘Yok yahu, bakma sen ona’ diyerek geçiştirilen bir konuşma beni rahatsız etmişti. Sorarsanız ‘Para gitti mi’, hakikaten bilmiyorum. Teşvikten şüphelendim. Hepsi yapmıştır.”

‘Dikine bir pas’la bugüne gelelim: “Peki bugün için ne diyorsunuz?” “Şahsi kanaatim bir şeyler olduğu şeklinde; Türkiye liginde bir şeyler olduğu yönünde. Fenerbahçe mi yapmıştır, Sivas mı yapmıştır, Mersin mi?.. Ama bir şeyler olmuş. Maç izlerken hiçbir maçta şike kokusu almadım. Ha güldük, ‘Ulan bu gol de yenir mi, bu kaleci galiba Fenerli’ dediğimiz maçlar oldu ama bir de 94. dakikada zor zoruna kazandığımız maçlar da oldu. Başka bir takımın adı bu derece geçseydi düşürülür müydü, düşürülmez miydi? Kesin düşürülürdü. Vicdanımızı rahatlatmak istiyorsak bu soruyu sormalıyız.”

İSTİFA ETMELİYDİ

* Aziz Bey’in götürüldüğü sabah, Fenerbahçe yönetimi istifa etseydi ve hemen kongreye gidilip yeni bir yönetim seçilseydi belki bir çıkış yolu olabilirdi.

* Fenerbahçe’nin suçlu olmadığını düşünenler sonra ne yaptı? Savcıya, arkadan da Federasyon’a gittiler ve beyanat verdiler, “Bizi düşürün” diye…

* Yöneticiler kendilerine dokunulabileceğine hiç ihtimal vermedi. İnsanlar ne zaman ki ‘Dokunulmaz’ megalomanisine kapılırsa seri hatalar yapar.

* Dava sonunda Fenerbahçe’nin şike yapmamış olduğunun ortaya çıkması bile Türk futbolunda şike ve teşvik olaylarının olmadığını göstermez.

HANGİ UĞUR DÜNDAR?

* Geçmişte Nihat Özdemir gözaltına alındığı için yönetimden istifasını isteyen Uğur Dündar benim daha çok tasvip ettiğim bir Uğur Dündar portresidir.

* Siz Fenerbahçe Başkanıysanız ve cezaevine konuluyorsanız ilk yapmanız gereken istifadır. Tabii mahkemenin önüne FB camiasıyla çıkmak başka.

MEYDAN OKUNDU AMA…

* Aziz Yıldırım’ın çete lideri olduğunu zannetmiyorum. Parasız eğitim isteyen de çete, nükleere karşı çıkan da. O kadar kolay ki; üç kişi bir şey yapıyorsa hemen birini de çete lideri yapıyorsunuz.

* Siz Fenerbahçe Başkanıysanız ve cezaevine konuluyorsanız ilk yapmanız gereken istifadır. Suçsuz bulunursanız da alnınızın akıyla daha güçlü dönersiniz. Tabii istifa edip mahkemenin önüne çıkmak başka, arkasında Fenerbahçe camiasıyla çıkmak başka. Ben de dahil maalesef bu şahsi çıkarlarımızdan vazgeçemiyoruz.

ASKER DAHA DEMOKRAT

* Luis Fernandes ve Daum mu diye oylama yapacağız. Toplantı için yola çıktım. Radyoda Daum’un Fenerbahçe ile anlaştığını söylediğini duydum. Başkan toplantıya girmedi. Oylama (!) yapıldı. Ben, Murat Aşık ve Saadettin Saran Fernandes’ten yana oy kullandık. Sonra Aziz Bey basının karşısına geçip, “Demokratik bir oylamayla Daum’u belirledik” dedi!

MEHMET ALİ AYDINLAR NE DEMEK İSTEDİ?

Şike operasyonuyla başlayan süreci iyi kullanamayan, doğru kararları hızlı alamayan, alabildiği kararları uygulamada doğru yönlendiremeyen TFF; Play Off uygulamasıyla futbolun 34 hafta yaşanan heyecanını da yok etti ve tribünleri boşalttı!.. İşte bunun için, Başkan M. Ali Aydınlar, Aykut Kocaman’ın maç sonrasında “Psikolojimizi bozdular” demesine kızacağına, bugüne kadar yaptıklarıyla yüzleşmeli…

Evet, doğru Fenerbahçe’nin psikolojisi bozuldu… Ayrıca psikolojisi bozulan sadece Fenerbahçe değil ki, sahaları dikkatlice gözlemlerseniz, birçok takımın bozuk psikoloji içinde olduğunu fark edersiniz, hatta taraftarında psikolojisi darmadağın!

Üst düzey yönetimde bulunanlar çok iyi bilir ki “bilmesi gerekir ki” sistemlerin işleyişinde her zaman çeşitli aktörler ve faktörler bulunur… Eğer, aktöreler sürekli olarak değişim içindeyse, faktörlerde öyle olur! O zaman da düzenin yerini düzensizlik alır ve kaos oluşur…Aynen şu an Futbol Federasyonun yaşadığı ve yaşattığı gibi!..

Futbol Federasyonu çatısı altındaki bütün takımlar bir ailedir, aile içi armoniyi kurmak ve bozulmamasını sağlamak başkanın ve yönetimin önemli görevleri arasındadır. Ama maalesef TFF bu güne kadar aldığı her kararla ve başkanın konuşmalarıyla “çelişki yarattı” kafaları karıştırdı ve karıştırmaya da devam ediyor.

İşte bunun son örneği… TFF Başkanı M. Ali Aydınlar’ın Aykut Kocaman’ı eleştirisine, tüm iyi niyetimizle hoş görüyle yaklaşsak bile, son cümlesi düşündürücüydü. …

Hadi diyelim ki, Aykut Kocaman’ın maç sonrası konuşmasında “Psikolojimizi bozdular” demesine TFF Başkanı alındı ve cevap verdi… Peki, o konuşmanın sonunda bir gazetecinin M. Ali Aydınlar’a “ Türk futbolunun üzerindeki kara bulutlar ne zaman çözülecek” diye sorduğu soruya, başkanın “ Bu sezon sonunda sona ereceğini umuyorum. Tabii, biz o zamana kadar görevimizde kalırsak…“ demesinin anlamı neydi? Son cümleyi neden kullanma ihtiyacı hissetti?

Acaba futbolu acılarıyla servis edenler, yeni bir yol mu arıyor?.. Yoksa TFF farklı bir şeyin hazırlığı içinde mi?.. Sadece merak; hani ne derler “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz!…” Hayırlısı olsun!

Muzaffer Kartal, Maraton, 21 Kasım 2011

GÖKSEL GÜMÜŞDAĞ GÖZALTINA ALINDI.

Futbolda şike iddialarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkan Yardımcısı Göksel Gümüşdağgözaltına alındı.

İstanbul Emniyeti Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen operasyon kapsamında, TFF binasında arama yapıldı. Aramada, bazı belgelerin incelendiği belirtildi.

Aramaların TFF Başkan Vekili Göksel Gümüşdağ‘ın ofisinde yapıldığı belirtildi.

Şike soruşturması kapsamında şüpheli sıfatıyla gözaltına alınan Gümüşdağ’ın, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra, Vatan Caddesi’ndeki, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne getirildiği öğrenildi.

Öte yandan Gümüşdağ’ın avukatı, TFF Başkan Vekili Göksel Gümüşdağ’ın ‘şike soruşturması‘ kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde ifadesinin alındığını söyledi.

Gümüşdağ’ın İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemleri sürerken, Emniyet Müdürlüğü’nden çıkan İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ile Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıtsız bıraktılar.

Serhat Alladdinoğlu, Habertürk, 19 Kasım 2011

HER ŞEYE RAĞMEN FENERBAHÇE…

Nijarya’nın Zambia ile yapacağı milli maçın kadrosundayken rahatsızlanan ve sekiz saat serum takılan Yobo hastaydı… Hafta içi antrenmanlarda çok iyi bir performans gösteren Semih son antrenmanda sakatlandığı için 18’de yoktu… Ziegler ve Dia’ın sakatlığı geçmedi…Volkan , Emre, Gökhan Gönül ve Caner milli yorgun ve moralsizdi… Bütün bu olumsuzlulara rağmen sahada istekli, kazanmaya arzulu bir Fenerbahçe vardı.

Tabi ki ilk dakikalarda Fenerbahçe’nin pas hatası fazla olunca, Eskişehirspor rakip kaleye daha yakındı… Ama 14’de kafalar konuştu ve gol geldi… Alex daha önce ayağıyla yaptığı milimetrik asistlerden birini bu defa kafayla yapınca; Bienvenu’de ikinci kafa vuruşuyla Ivesa’yı mağlup etti!

Dakika 18’de gole giden Bienvenu’yu yere indiren Nadareviç’nin kırmızı kartla oyun dışı kalması avantajın Fenerbahçe’ye geçmesiydi… Fenerbahçe bu avantajı kullanmak için yüklendi, rakip kale önünde iyi pozisyonlarda yakaladı Fenerbahçe, fakat iyi organize olamadığı için pozisyon üretse de golü üretemedi.

On kişi kalmasına rağmen Eskişehirspor ikinci devreye beraberliği yakalama görüntüsüyle hırslı başladı… 56’da Sezgin ile iyi bir pozisyonda yakaladılar, ama Volkan gole izin vermedi. Hemen ardından gole yaklaşan Baroni’ydi… Sahadaki futbol fazla keyifli olmasa da hem Fenerbahçe, hem de Eskişehirspor önemli pozisyonlarda buldular fakat golü bulamadılar.

Eğer Eskişehirspor’un 75’den sonra risk almaya başladığı anlarda Fenerbahçe çabuk düşünerek hızlı atakları geliştirebilseydi gol şansı daha artmış oldurdu… Bunu yapamayan Fenerbahçe, birde kendi sahasında oyunu kabul edince Eskişehirspor önemli pozisyonlar yakaladı ve Volkan zor anlar yaşadı.

Kolay değil, saha dışı gelişen olaylardan dolayı Fenerbahçe son yılların en büyük travmasını yaşıyor, pardon Fenerbahçe’ye acı bir travma yaşatılıyor… Kabul edin veya etmeyin, ama bütün bunlara rağmen sahadaki mücadelesi ve duruşu mükemmel… Çünkü içinde bulunduğu şartlardan dolayı, Fenerbahçeli futbolcuları ruhsal yönüyle aynı düzlemde tutmak kolay değil.

İşte bunun içinde Fenerbahçe’nin başarılı iki futbolcusu Emre ile Gökhan Gönül’ün 65’de maçın stresiyle birbirine horozlanmalarını normal karşılamak gerekir. Bu görüntü tamamen psikolojik bir gerilimin görüntüsüydü!.. Her ne ise, Kadıköy’deki Fenerbahçe çok iyi futbol oynamasa da “Her şeye rağmen” kazandı ve moralini biraz daha yükseltti!

Muzaffer Kartal, Maraton, 21 Kasım 2011

GARİP BİR DURUM!

Fenerbahçe takımında garip bir hava var… Anlatılması zor ama anlaşılması zor olmayan garip bir durum…
Düşünün, Fenerbahçe tam 70 dakika Eskişehirspor’a oranla bir fazla oynadı…
Baktığınızda maç 11′e 11 gibi…
Bir fazla oynamanın Fenerbahçe’ye sanki katkısı yok gibi…
Niye böyle…
Sahada fizik gücü iyi, mücadele eden bir Fenerbahçe var ama…
Hızlı hücuma çıkan, rakip savunmayı az adamla yakalamaya çalışan Fenerbahçe yok…
Üstelik Bekir’i bir kenara bırakırsanız, Alex’e de ‘Ehh işte’ derseniz, diğer futbolcuların tamamı isimlerinin ve güçlerinin çok gerisinde…
Gökhan, Cristian, Emre, Topuz ve diğerleri…
Tamamına yakını…
Tanıdığımız futbol anlayışının ve gücünün gerisindeler…
Üstelik takım içi ilişkilerin hiç de iyi olmadığı çok net biçimde kameralara yansıdı…
Fenerbahçe sanki bu ağır yükü artık taşımakta zorlanıyor gibi…

OCAKTA TRANSFER ŞART

Sanki psikolojik bir yıpranma içinde gibi… Hatta öyle…
O zaman zorlanıyor…
İyi oynamakta zorlanıyor, gol pozisyonunda zorlanıyor, gol atmakta zorlanıyor…
Eskişehirspor derseniz…
İyi başladı ama daha başlangıç sayılacak dakika bir eksik kalması hesaplarını bozdu…
Buna rağmen iyi kapandılar…
Fırsat buldukça hücuma çıkmaya çalıştılar…
Fenerbahçe’nin ciddi eksikleri olduğunu kabul ediyorum…
Çok iyi bir golcüye ihtiyacı olduğunu herkes gibi biliyorum…
Bu psikoloji ile 11. haftada zirvede bulunmasını saygıyla karşılıyorum…
Ama böyle devam eder mi derseniz zor…
Psikolojini düzeltmesi, futbolunun üstüne koyması, ara transferde mutlaka takviye yapması gerekiyor…
Görünen köy kılavuz istemez…

Şansal Büyüka, Akşam, Maraton, 21 Kasım 2011

“KARARI DÖRT BÜYÜKLER ALDI”; HANGİSİ DOĞRU SÖYLÜYOR?

”Kararı dört büyükler aldı”
 
Kulüpler Birliği ve Beşiktaş Kulübü başkanı Yıldırım Demirören, derbilerde rakip takım taraftarlarının statlara alınmaması ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Spor Toto Süper Lig’in derbi mücadelesinde Beşiktaş ile Galatasaray 0-0 berabere kalırken iki kulübün başkanları maç sonrası dostluk mesajları verdiler.

Maç sonrası stattan birlikte ayrılırken basın mensuplarının karşısına çıkan iki spor adamından Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören, 4 takımın maçlarında rakip taraftarlara getirilen yasak konusuna açıklık getirdi.

Dört kulübün (Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor) bir araya gerek bu kararı aldığını hatırlatan Demirören, ”Bu kararımızı federasyona bildirdik, federasyon da kabul etti. Futbolun yaşadığı bu süreçte alınması gerektiğine inandık. Taraftarsız futbolun güzel olmayacağına eminiz. Bu süreçte herkesin fedakarlık yapması gerekiyor. Rakip takım taraftarların da gelmeyerek fedakarlık yapması gerekiyor. İnşallah niyetimiz zaten bu süreci gördükten sonra, Allah kısmet eder play-off’lara kalırsak play-off’larda tekrar gözden geçirilir inşallah” diye konuştu.

Futbolun son dönemde değer kaybına uğradığını kaydeden Demirören, ”Başkanlar olarak bir araya gelerek futbolun güzel yönlerini ortaya çıkarmak zorundayız. Bu ortaya çıktığı vakit, taraftarlar ve futbolcular da buna uyacaktır. Güzel mesajlar veriyoruz. İnşallah bu süreçte bizim de katkımız olacak” derken, bu akşamki derbi maçta taraftarların sahaya attıkları yabancı maddelerin hatırlatılması üzerine, ”Futbolun içinde bu görüntülerin olmaması lazım ama maalesef istenmeyen görüntüleri yaşıyoruz. Ama son dakikaya kalması bile, az da olsa olmasına rağmen, önemlidir. İnşallah bundan sonra olmaz” ifadelerini kullandı.

Aysal: ”Dostça bir mücadele oldu”

Galatasaray Kulübü Başkanı Ünal Aysal ise derbide dostça bir mücadelenin oynandığını söyledi.

İki tarafın da elinden geleni yaptığını ve her iki ekibin de sportmence mücadele ettiğini kaydeden Aysal, Yıldırım Demirören’e de teşekkür ederek, ”Dostça bir mücadele oldu. Takımlarımızın ikisini de kutluyorum. Sportmence bir mücadele yaşadık. Çok güzel hüsnü kabul gördük. Buradan sevgiyle saygıyla ayrılıyoruz. Güzel maç oldu. Hakikaten hepimiz zevk aldık. Maçta şanssız anlar çok oldu” dedi.

Rakip taraftarların deplasman maçlarına alınmama kararının geçici olduğunu kaydeden Aysal, ”Bir müddet izledikten sonra herhalde değişecek. Devamlı bir şey değil. Alınan kararın sebebi her şeyden evvel seyircilerin selameti ve onların emniyeti içindir. Yoksa takımlara dönük, kulüplere dönük bir avantaj yok burada” diye konuştu.

SEMİH HAZNEDAROĞLU NE DEMİŞTİ?

Galatasaray Yönetim Kurulu Üyesi Semih Haznedaroğlu, derbilerde rakip takım taraftarlarının statlara alınmaması kararından sonradan haberdar olduklarını söyleyerek karara tepki gösterdi.

Derbilerde rakip takım taraftarlarının statlara alınmaması kararını eleştiren Semih Haznedaroğlu, “Yönetimimizde konuyla ilgili arkadaşlarımız, kararın kendileri dışında olduğunu; Federasyon tarafından alındığını söylediler. Ben yönetim adına konuşamam; ancak kişisel fikrimi söyleyebilirim. Bu konuda ileriye gideceğimize sürekli geriye gidiyoruz. Bu geriye gitmek demektir. Sporun eğitici işlevi olmalı. Galibiyeti, yenilgiyi insanlar hazmetmeli, centilmenlik ruhunu ileriye taşımalı. Bu yasaklar konduğuna göre demek ki biz centilmenlik ve sporun eğitici amaçları doğrultusunda bir adım ileri gidememiş, aksine geriyi gitmişiz. Kararı bu şekilde değerlendiriyorum” dedi.

“ÇEKİLİRİM”

“Çekilirim”

TFF Başkanvekili Göksel Gümüşdağ, Savcı Mehmet Berk’e verdiği ifade ile ilgili olarak konuştu.

Şike soruşturması kapsamında gözaltına alınan TFF Başkan vekili Göksel Gümüşdağ, adliyedeki ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Gümüşdağ, Savcı Mehmet Berk‘e verdiği ifade ile ilgili şunları anlattı:

‘Emniyet, savcılığımızın isteği üzerine, Büyükşehir-Beşiktaş kupa finaliyle ilgili bilgime başvurdu.

KULÜPLER Birliği Başkan vekili, kulüp başkanlığım, TFF Başkanlığına adaylığım, seçim sürecinde adaylığım ile ilgili bilgi alındı. İBB ve şahsım Göksel Gümüşdağ olarak, camiam olarak, hiç idari ve adli cezaya gerek kalmaksızın, en ufak bir emare olsa Türk futbolundan çekilmeye hazır olduğumu kayıtlara da geçtim. Savcıya da rica ettim. O da bu anlamda ‘gidebilirsiniz’ diye talimat verdi.

HEP BİZ MODEL OLDUK
GİZLİLİK devam ediyor. Gelip burada ifade vermekten çok memnunum. Çünkü kamuoyunda böyle bir spekülasyon oldu. Bu da beni çok rahatlatmış oldu. En azından kamuoyunda bu algıları silmiş oluruz. Her zaman gerek kulübümüzle de gerek yönetim anlayışımızla gerek teknik direktörümüzle Türk futboluna doğru model olmaya çalıştık.

3-4 sorunun dışında başka bir şey olmadığını biliyoruz. Tek Aziz Bey ile değil, diğer başkanlarla ilgili de soru sormuş olabilirler. Bunun bir özel gizliliği var, ama ağırlıklı 3-4 tane soru soruldu. Bunların hepsinin cevabını verdim.’

Sporx, 21 Kasım 2011

Sayfalar:1234567...48»